Sosyal ilişkilerdeki sinsi tehlike: Uzmanlar dostlukları bitiren kriz sömürüsünün işaretlerini açıkladı

Img

Gündelik yaşamın stresi ve modern hayatın getirdiği koşturmaca, bireyler arasındaki sosyal bağların niteliğini kökten değiştiriyor. Birçok insan, arkadaşlık ilişkilerinin mesafeler ya da ilgisizlik nedeniyle bittiğini düşünse de uzmanlar, çok daha sinsi bir davranışsal dinamiğe dikkat çekiyor. Son dönemde sosyal medyada ve psikoloji literatüründe sıkça tartışılan “kriz arkadaşlığı”, fark edilmeden ilişkisel dengeleri bozarak dostlukları birer tüketim alanına dönüştürüyor.

SADECE SORUN YAŞANDIĞINDA ÇALINAN KAPILAR İLİŞKİYİ BİTİRİYOR

Sağlıklı bir arkadaşlık ilişkisinin temel direğini karşılıklılık ilkesi oluşturuyor. Ancak “kriz arkadaşı” olarak tanımlanan bireyler, kendilerini kronik bir şekilde sürekli mağdur ve kriz anının merkezinde hissediyor. Bu psikolojik durumun bir sonucu olarak, çevrelerindeki insanlarla yalnızca çözülmesi gereken bir sorunları, dertleri veya trajedileri olduğunda iletişim kuruyorlar.

Uzmanlar, bu davranış modelinin, hayatın getirdiği zorlu dönemlerle karıştırılmaması gerektiğinin altını çiziyor. Yaşam döngüsü içinde her insanın yas, kayıp veya ağır kriz dönemlerinden (kriz sezonu) geçebileceğini belirten Shasta Nelson, “Hepimiz zor günlerden geçeriz ve bu anlarda dostlarımızın omzuna ihtiyaç duyarız. Ancak kriz arkadaşı, normal zamanlarda, sadece kahve içip havadan sudan konuşmak ya da güzel bir anı paylaşmak için asla aramaz. Onun tek iletişim yakıtı kendi sorunlarıdır” değerlendirmesinde bulundu.

İLİŞKİSEL BANKA HESABI SÜREKLİ EKSİ BAKİYE VERİYOR

İlişki uzmanı Nelson, dostlukların sürdürülebilirliğini ekonomik bir analojiyle, “ilişkisel banka hesabı” terimiyle açıklıyor. İki insan arasındaki bağın gücü, iyi günde yapılan duygusal yatırımlarla (mevduat) doğru orantılı olarak büyüyor.

Sağlıklı bir ilişkide, taraflar birbirlerinin hayatına güzel anlar, destek ve karşılıklı zaman yatırdığında güçlü bir bakiye oluşuyor. Bu bakiye sayesinde, taraflardan biri ağır bir kriz dönemine girdiğinde o hesaptan harcama (tüketim) yapılması ilişkiyi sarsmıyor; çünkü geçmişten gelen bir kredi bulunuyor. Ancak hesaba hiçbir duygusal yatırım yapmayan, sadece kendi bunalımları için sürekli zaman ve enerji talep eden “kriz arkadaşları”, bu relational bankayı kalıcı bir borç batağına ve iflasa sürüklüyor. Bu durum bir süre sonra karşı tarafta, gelen mesaja bakıp “Yine ne oldu?” bezginliğine yol açıyor.

KÜRESEL YALNIZLIK SALGINI ARKADAŞLARI “KÖY” HALİNE GETİRDİ

Uzmanlar, bireylerin birer kriz arkadaşına dönüşmesinin arkasında sadece kişisel bencilliklerin değil, küresel ölçekte yaşanan büyük bir sosyolojik krizin de yattığını ifade ediyor. Resmi sağlık verileri, günümüzde modern toplumlarda her iki kişiden birinin kendisini kronik olarak yalnız hissettiğini ortaya koyuyor.

Yaşanılan yalnızlık salgını, bireylerin sosyal destek ağlarını minimuma indiriyor. Geçmiş dönemlerde insanların bir sorunu çözmek veya dertleşmek için koca bir mahalle ya da köye başvurduğunu hatırlatan uzmanlar, günümüzde aynı ağır beklentinin sadece bir veya iki arkadaşın omuzlarına yüklendiğini aktarıyor. Sosyal çevresi daralan insan, tüm stresini ve hayati krizlerini sınırlı sayıdaki bu kişilere yansıtıyor. Bu kültürel yükü kaldırmakta zorlanan arkadaşlık bağları ise bir süre sonra kaçınılmaz olarak kopma noktasına geliyor. İlişkileri korumanın yolu, kriz anlarının ötesinde, samimi ve sorunsuz zaman paylaşımlarını yeniden inşa etmekten geçiyor.

yok

Author: Serkan Arslan