Ağrı’da Yağışlar Baraj ve Akarsu Seviyelerini Yükseltti

Doğu Anadolu Bölgesi’nde kışın ilk aylarının kurak geçtiği Ağrı’da kar suları ve ilkbaharda devam eden yağışlarla baraj, göl ve akarsuların seviyesi yükseldi.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünce hazırlanan 2022 kasım, aralık ve 2023 ocak aylarını kapsayan 3 aylık kuraklık haritasında “olağanüstü kurak” ve “çok şiddetli kurak” olarak tanımlanan Doğu Anadolu Bölgesi’nde bahar aylarında devam eden yağışlar umut oldu.

Karın önceki yıllara göre yaklaşık 2 ay geç yağdığı Ağrı’da, kurak geçen kışın ardından bahar aylarında etkili olan yağışlarla baraj, göl ve akarsuların su seviyesi arttı.

Patnos ilçesinin içme suyunu karşılayan, tarımsal sulamada kullanılan, geçen yıl yağışların az olması ve kuraklık nedeniyle sonbaharda kuruma noktasına gelen Patnos Barajı, ilkbaharda etkili olan yağışlarla dolmaya başladı.

Patnos Barajı’nda geçen yıl nisan ayında yüzde 40 olan ve sonbaharda yüzde 15’e düşen doluluk, şimdi yüzde 50 seviyesine ulaştı.

Yazıcı Barajı’nda geçen sene ilkbahar aylarında yüzde 70 olarak ölçülen doluluk, bu yıl aynı dönemde yüzde 80’e yükseldi.

Etkili olan yağışlarla Murat Nehri’nin de debisi yükseldi.

Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alperen Kayserili, AA muhabirine, geçen yıl ilkbahar ve kış aylarında etkili olan yağışların normal değerlerin üzerinde seyrettiğini söyledi.

Geçen sene kış mevsimi ve ilkbaharla beraber yağış değerlerinin çok yüksek olduğu belirten Kayserili, şöyle devam etti:

“Doğu Anadolu Bölgesi’nde özellikle mart ayı yağışlarında ortalama değerlerin 65,8 milimetre olması gerekirken bu değerin geçen sene mart ayında 101,7 milimetreye kadar yükseldiği bir dönem yaşamıştık. Bu bizim için çok sevindirici bir durumdu çünkü hem tarımsal sulama da hem de barajların doluluğu açısından oldukça verimli bir süreç yaşamıştık. Ancak yaz aylarında etkisini göstermeye başlayan kuraklık özellikle sonbahar yağışlarının düşük olması ve kış döneminde de oldukça düşük yağışlarla beraber hem Doğu Anadolu Bölgesi hem de Ağrı özelinde şiddetli kuraklığın görüldüğü bir dönem olarak dikkatimizi çekti.”

“Martta 102,4 milimetre yağışla karşılaştık”

Kayserili, ocak ayının sonlarından başlayan yağışların, mart ve nisan aylarında da giderek etkisini artırmasının yüzleri güldürdüğünü dile getirdi.

Doğu Anadolu Bölgesi’nin karasal iklim özelliklerinin görüldüğü bir bölge olduğuna işaret eden Kayserili, şöyle konuştu:

“Mart ayı ortalamalarına baktığımızda 102,4 milimetre civarında yağışla karşılaştık. Bu bizler açısından oldukça sevindirici bir değerdi. Nisan ayı yağış ortalamaları henüz sonuçlanmadı ama yine buna benzer bir rakamla karşılaşacağımızı tahmin etmekteyiz. Bu hem toprağın suya doygunluğu açısından hem de yer altı suların beslenebilmesi açısından hem de barajların doluluk oranının istenilen seviyeye yükseltilebilmesi açısından bizler için oldukça sevindirici gelişmelerdir.”

Bölgede geleneksel anlamda kırkikindi yağışları olarak bilinen ve bilimsel anlamda da konveksiyonel yağışlar denilen sürecin nisan, mayıs ve haziran aylarında kendini gösterdiğini ifade eden Kayserili, “İçerisinde bulunduğumuz nisan ayında yüzümüzü güldürebilecek seviyede yağış miktarlarının yüksek olduğunu söylememiz gerekiyor. Toprağın suya doygunluğu dediğimiz bir süreç yaşanmak zorundadır. Toprağın özellikle derinliklerine doğru suyun inmesi, toprağın beslenebilmesi, toprağın hava alması ve bu suyun yer altı sularına rahatlıkla dahil edilmesi gerekiyor. Bunun için de bol miktarda suya ihtiyacımız var.” diye konuştu.

Kayserili, artan yağışların tarım arazileri ve ürünleri çok faydalı olduğunu anlatarak, akarsuların debisinin yükselmiş olmasının, barajların doluluk oranının olumlu bir yönde seyretmesinin büyük bir avantaj olduğunu belirtti.

Özellikle içme ve tarımsal sulamada suyun daha dikkatli kullanılması gerektiğine vurgu yapan Kayserili, sözlerini şöyle tamamladı:

“Aralık ve ocak ayları bizim için korkutucuydu. Şiddetli kuraklık dediğimiz bir sürece doğru bizi götürmekteydi. Şiddetli kuraklık ise bizim zaten zor durumda yaşatmaya çalıştığımız tarımsal üretimimizi olumsuz etkileyecekti. Tarımsal üretimin olumsuz etkilenmesi ise hem toplumsal hayatımızda dezavantajlar yaşamamıza hem de ekonomik anlamda büyük bir çıkmaza girmemize sebep olacaktı. Özellikle şubat ayında başlayan yağış miktarlarının artması, mart ve nisan aylarında da yüzümüzü güldürecek seviyelerde ve normalin yaklaşık yüzde 56 üzerinde yağış miktarının kendini göstermesi, bizim tarımsal üretim anlamında yarına yönelik planlarımızın olumlu bir seyre doğru ilerleyeceğini gösteriyor diye düşünüyorum.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir